7 Ağustos akşamı Çiya Sofrası’nda planladığımız tadım etkinliğini gerçekleştirdik. Bu tarz etkinlikleri anlatan cümlelerin yüklemi çoğul olduğunda insanın aklında beliren tablo bir masa dolusu insan olsa da, yalnızca iki kişiydik; Burak ve ben. Ancak yemekler geldikçe farkettim ki kalabalık da olsaydık değişen pek bir şey olmayacaktı, kafalarımızı yemeklerin güzel görüntülerinden kaldırıp lezzete ara vermek istemeyecektik.

Gitmeden önce telefonla bilgi aldığımız hanımefendi bize salatalarla birlikte 10-12 kadar çeşit yemek tadabileceğimizi söylemişti. Bu, geçmişte Çiya deneyimlerimiz olduğundan bizim için yeterli bir sayıydı çünkü ortalama bir lokantadan daha iyi bir yere gideceğimizi biliyorduk. Yemeğin sonuna geldiğimizde ise şaşkınlık içindeydik, zira salatalar, mezeler, yemekler, tatlılar ve şerbetler ile birlikte tam 41 çeşit lezzet tatmıştık!

Tadım menüsü salatalar ve mezelerle başlıyor. Babagannuş vasat, muhtemelen uzunca bir süre önce hazırlandığından patlıcanın dokusunu hissetmek pek mümkün olmuyor. Alinazik ise babagannuşa nazire edercesine iyi, kıvamı yerinde. Zahter salatası tercih edeceğimden daha yavan, evde yapıyor olsam nar ekşisiyle birlikte kesinlikle limon kullanırdım. Yaprak sarma ve kısır oldukça lezzetli. Deniz fasulyesi çok pişmiş, bu tarz sebzeleri daha çiğ tüketmek hoşuma gidiyor ancak sarımsak dengesi iyi. Süzme yoğurtlu buğday aşı -yoğurttan olsa gerek- yağsız. Humus birçok yerde “nohuttan biraz fazlası” iken burada tatmaya değer. Favorilerim ise zeytin salatası ve tabii ki muhammara. Bunlarla birlikte içtiğim sumak şerbeti benim için güzel, ancak mayhoş tatlar sevmeyenlere pek hitap edeceğini söyleyemem.

Adı tadım olmasına rağmen çeşit fazlalığından ötürü salatalarla bile doyurabilecek olan menüde sahne sırası ana yemeklerin. Çiya işlemeli bakır tabaklarda servis edilen yemeklerin sunumu güzel. Vişneli köftedeki kontrasta bayıldım. Füzyona meraklı kişilerin denemelerini öneririm. İçli köftenin dışı incecik ve çıtır, içi yağlı, kuş üzümünün biraz daha zengin kullanımıyla belki çok daha iyi bir sonuç ortaya çıkabilirdi ancak bu haliyle de oldukça güzel. Kilis köftesi benim gibi isli lezzetlere aşık biri için muazzam, eti biraz tuzsuz ama özellikle patlıcanın füme tadı nefis. Bir dahaki gidişimde sipariş vereceğim bir yemek. Kuru biber ve kuru patlıcan dolmaları sıradan, gömlek yağının tadını almak isterdim doğrusu. Firik pilavı, tütsülenmiş buğdayın isli tadına sahip olsa da kıvamı itibariyle çok tercih edeceğim bir pilav değil. Bumbar alelade, bağırsağı iyi pişmiş ancak kuzu ciğerinin tadından yoksun. Diyarbakır güveçte et iyi pişmiş ancak yağsız. Ekşili köfte; nar ekşisi ve arpacık soğanla anne yemeği gibi, keyifli bir tat. Falafel etsiz yapılan köftelerin pek sevmediğim bir çeşidi, çok kuru, ağızda özel bir tat bırakmıyor. Sıkma köfteyi ise reyhan kurtarıyor. Keşkek beklediğimden kötü; kuzu eti yerine tavuk ve baskın bir kimyon tadıyla kıvamı yerinde olmayan, ağızda fazla kalan bir yemek olmuş. Marul aşındaki et Diyarbakır güveçtekiyle aynı kaderi paylaşıyor, iyi pişmiş ancak yağsız. Piripirim aşındaki kuru domatesler çok lezzetli. Küllübaş, sirken ve helis kavurmalar da et ürünlerine önyargıyla yaklaşanlar için alternatif yemekler olabilecek kadar iyi. Yemeklerle birlikte içtiğim karadut şerbeti benim için fazla tatlı, neredeyse pekmez rayihasında. Aklıma gelmeyen birkaç çeşit daha yemekle birlikte ana yemek faslı sona eriyor.

Akşamın en büyük sürprizlerinden biri tatlıların içinde yer alıyor. 8 çeşit tatlının içinde zeytin ve domates tatlısı beklediğimden çok farklı iken en büyük şaşkınlığım kabak tatlısı ile gerçekleşti. Alıştığım balkabağı tadından çok farklı bir deneyim yaşatan bu tatlı kesinlikle denenmeli. Tatlı ile birlikte gelen zahter çayı ise, sıcak havaya rağmen muhakkak içilmeli.

Özetle, Çiya Sofrası bunca lezzete biçtiği 50 lirayla fiyat/performans oranı oldukça yüksek bir deneyim sunan, güzel yemekleri ve ilgili çalışanlarıyla keyifli zaman geçirebileceğiniz bir mekan.

http://www.ciya.com.tr/

Reklamlar