19 Ağustos Perşembe akşamı önceden duyurduğumuz üzere Zinhan’daydık. Zinhan Restaurant, Ragıp Gümüşpala Caddesi üzerinde, Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafının sol ayağında kurulmuş Zindan Han’ın terasında yer almakta. Geniş açılı seyir imkanı sayesinde İstanbul’u süsleyen birçok tarihi yapıyı görebileceğiniz mekan kebaplarını öne çıkarmış bir lokanta, kendi tabirleriyle -yabancıların ilgisini çekmek için olsa gerek- “kebap house”.

Geçmiş yıllarda Ramazan ayında bir lokantada yaşanan iftar telaşını fazla önemsemezdim. Bütün masaların dolu olduğu, müşterilerin sabırsızlıkla akşam ezanını beklediği bir ortamda bazı aksaklıkların yaşanmasını doğal karşılardım. Zaman geçtikçe bu tatlı telaşın yarattığı aksaklığın esasında özensizlik olduğunu hissetmeye başladım. Esnaf lokantaları, mahalle arası kebapçıları gibi işletmelerde düşük kar marjı nedeniyle çalıştırılacak eleman sayısı bellidir. Böyle yerlerde bazı özensizlikler görmezden gelinebilir ancak kalburüstü lokantalarda can sıkıcı oluyor. Zinhan, pek de zengin olmayan menüsüyle hızlı ve düzgün servis beklentisini boşa çıkararak bu konuda sınıfta kalıyor. Kaşığın çorbadan sonra geldiği bir yerde oluşan önyargımın kırılması oldukça güç.

Reçel, bal, hurma, pastırma, zeytin, tulum peyniri, tereyağı, soslu patlıcan ve yoğurtlu semizotundan oluşan iftariyelik (soğuk başlangıçlar) Aksaray’da yer alan birçok kebapçının sunduğundan daha zayıf. Kötü değil, ancak aceleyle hazırlandığı belli olan tabaklardaki yiyeceklerin sunumunu iştah açıcı olarak değerlendirmek doğrusunu söylemek gerekirse zor.

Toros salata olması gerektiğinden fazla ekşi; yeşilliğin içindeki rokanın tadını almakta zorlandım. Kaşık salata da kendisini öne çıkaracak lezzetli domatesten mahrum. Ara sıcak olarak gelen fındık lahmacun gevrek olmaması haricinde fena değil. İçli köftenin dışı ise çok kalın, kıymalı irmik-bulgur pilavı yapılsa bundan daha lezzetli olabilir.

Adana kebap, kuzu şiş, tavuk şiş ve şaşlıktan oluşan karışık ana yemek, altı kişi için iki tabakla sunuldu. Masamız üç kadın ve üç erkeği ihtiva etmek yerine altı erkekten muhtevi olsaydı gelen etler zannediyorum doyurucu olmayacaktı. Ancak etler genel olarak iyi pişmiş ve lezzetliydiler. Tavuk şiş iyi soslanmış, yumuşak. Kuzu eti pek körpe olmasa da güzel, suyunu muhafaza etmiş. Adana kebapta kullanılan et ve kuyruk yağı makineden geçmiş; kuyruğun dokusunu ağzımda hissedemedim ancak acısı yerinde. Şaşlık ise tabakta gelen en lezzetli et. Kekiğin biraz fazla olması dışında iyi marine edilmiş, kararında pişmiş lezzetli bir kebap.

Tatlı tabağı tatlılarda malzemeden çalınmış hissi uyandırıyor. Güllaç neredeyse sadece hamur-süt-gülsuyu kıvamında. İrmik, revani ve kadayıfın şerbeti çok tatlı. Keza şekerpare de öyle. Tatlılarla birlikte gelen karpuz Diyarbakır ve Adana’nın zamanlarının geçmesiyle birlikte sıradan, kavun ise oldukça yavan.

Zinhan ortalama-üstü fiyatları (İftar Menüsü 55 TL) ve olağanüstü diyemeyeceğim yemekleriyle sadece kebapları için tercih edilmeyebilir ancak sunduğu manzarayı izlemekte fayda var, zira zaman geçtikten sonra aklınızda Zinhan’dan kalacak tek şey bu olacak.

http://www.zinhanrestaurant.com/

Reklamlar